Bir Başarı Hikayesi: BAYKAR

10 Mart 2015

Türkiye’nin ilk yerli insansız hava araçlarını üreten Baykar’ın Yönetim Kurulu Başkanı Makine Yüksek Mühendisi Özdemir Bayraktar, en önemli motivasyonlarının, kendi mühendislerine ve beyin gücüne güvenmek olduğunu söylüyor.

HOCALARIMIZIN DESTEĞİYLE BUGÜNLERE GELDİK

Milli ve özgün üretim, Ar-Ge anlayışımın oluşmasının ilk tohumları aslında 1972 yılında mezunu olduğum İTÜ’de atıldı. Burada o zamanki hocalarımdan biri olan, yetişmemde büyük katkısı bulunan ve öğrencisi olmaktan gurur duyduğum İTÜ motorlar kürsüsü Profesörü İsmail Hakkı Öz’ü de rahmetle anmak istiyorum. TAİ’de 2005 yılında yapılan uçuş demosunda İTÜ Uçak Uzay Fakültesi’nden birçok değerli hocamız hazırdı ve sağ olsunlar desteklerini bizlerden esirgemediler.

Onların heyecanı ve verdikleri destekle bizler de bu alanda ilk kıvılcımı yakmak için yola çıktık ve bugünlere geldik. Çalışmaların bu noktaya ulaşmasında katkısı bulunan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin birçok değerli komutanı var. Onlar zor coğrafi koşullarda terörle mücadele ederken birçok risk alarak bu çalışmaya destek verdiler ve en önemlisi sahip çıktılar. Tasarlamak, yapmak ve üretmek kadar, askeriyle, sanayicisiyle, siyaset kurumlarıyla toplumun tüm katmanları tarafından bu teknolojinin sahiplenilmesi büyük önem arz ediyor. İşte o zaman geliştirdiğimiz bu teknoloji devletin bekası, milletin refahı, ordunun güçlenmesi yolunda kullanılacak en önemli araçlardan biri olacaktır.

İNSANSIZ HAVA ARACI ÜRETMEK FİKRİ NASIL ÇIKTI?

Bu alana yönelik çalışmalarımızın başlamasında birçok etken var. Ancak en önemlisi İTÜ Elektronik mezunu ortanca oğlum Selçuk Bayraktar’ın 2000-2004 yıllarında ABD’de Upenn, MIT ve Georgia Tech üniversitelerinde yüksek lisans ve doktora çalışmaları esnasında konusunda yaptığı çalışmalardan ilham alarak bu konuda ülkemizde bir kıvılcımı ateşlemesi.

Birçok yabancı beynin ABD’de yeni teknolojiler konusunda yaptığı çalışmalar ve geliştirdikleri sistemlerin neden kendi ülkemizde de yapılmadığı fikri bizi bu konuda çalışma yapmaya iten en önemli etken oldu. Kendi mühendisimize ve beyin gücümüze güvenmek ve başarabileceğimize inanmak en önemli motivasyonumuzdu.

İNSANSIZ HAVA ARACI NEDİR? BU ARAÇLARIN KULLANIM ALANLARI NERELERDİR?

İnsansız hava aracını, içerisinde pilot bulunmayan, sahip olduğu otomasyon ve haberleşme teknolojileriyle kendi kendine uçuş yapabilen hava araçları olarak tanımlayabiliriz. Bu alana yönelik son yıllarda artan Ar-Ge yatırımları sonucunda özellikle askeri alanlar başta olmak üzere sivil ve ticari alanda yaygın kullanım alanları oluşmaya başladı. Askeri arenada istihbarat, keşif, saldırı, erken ikaz, hava savunma, kargo taşıma gibi; sivil ve ticari alanlarda ise güvenlik, reklam, tarım, enerji ve acil durum vb. alanlarda kullanım faaliyetleri bulunuyor. Özellikle 1990’lı yılların sonrasında bilgisayar işlemcileri, sensör, haberleşme sektöründe yaşanan gelişmelerle insansız hava aracı teknolojisindeki gelişmeler de ivme kazandı.

Günümüz savunma endüstrileri, sahip oldukları kabarık bütçeler ve uyguladıkları ileri teknolojilerle dünya ekonomisi ve küresel güç dengeleri üzerinde belirleyici bir rol oynuyor. En iyi silaha daha iyisiyle karşı koyma prensibi, savunma harcamalarının sürekli en üst düzeyde tutulmasını zorunlu kılıyor ve ülkeler arasında giderek hızlanan teknolojik bir yarışa neden oluyor. Soğuk savaşın ardından değişen dengeler ve askeri stratejilerde yaşanan çağ dönüşümü, yeni savunma doktrinlerini ortaya çıkardı. Platform merkezli harp anlayışından ağ merkezli harp doktrinine doğru yaşanan geçiş son yüzyılın en büyük askeri devrimi olarak nitelendiriliyor. Bu anlamda insansız hava aracı bu değişimin en önemli bileşenleri arasında yerini alıyor.

TÜRKİYE İÇİN İNSANSIZ HAVA ARACI TEKNOLOJİSİNİN ÖNEMİ NEDİR?

Ülkemiz havacılık tarihinde çok önemli adımlar atıldı ancak bir şekilde bu açılımlar kesintiye uğratıldı. Nuri Demirağ, 1930’lı yıllarda alüminyum gövdeli uçaklar imal etmiş, bu alanda birçok tesisler kurmuş ancak bir şekilde engellenmişti. Amerika’da Boeing firması da alüminyum gövdeli uçak imalatına aynı tarihlerde başlamıştı. Yine Vecihi Hürkuş kendi uçaklarını imal etmiş, sertifikasyon vb. bahanelerle önü kesilmiş. Cumhuriyetin ilk yıllarında atılan adımların sonradan devam ettirilmemesi havacılık sanayisi alanında ülkemizin geri kalmasına neden olmuştur. Bu alanda Amerika ve Avrupa ülkelerinin süreklilik içerisinde kazandıkları 100 yıllık birikimleri de onları bu noktaya taşıdı. 1990’lı yılların sonrasında özellikle bilişim, elektronik alanında yaşanan teknolojik gelişmeler sonucunda artık ağır sanayi ürünlerinin yerini bilgi teknolojileri içeren akıllı sistemler aldı.

Yakın geleceğin savaş uçağı olarak değerlendirilen ve ülkemizin de üretim aşamasında içinde yer aldığı Müşterek Taarruz Uçağı’nın (F-35) son insanlı jet uçağı olarak adlandırılması İHA teknolojisiyle havacılıkta adeta bir çağ dönüşümünün yaşanıldığını gösteriyor. Havacılığın geleceği olarak görülen İHA teknolojileri, ülkemiz açısından çok önemli bir fırsat sunuyor. Tasarım ve beyin sermayesi odaklı, ağır sanayi yatırımı gerektirmeyen bu alanda milli bir vizyon kapsamında çalışmalar yürütülmesiyle ülkemiz, havacılık teknolojisini son noktada yakalayabilir. Savunma sanayinin belkemiği olan havacılık endüstrisi, birçok sanayi dalına sürekli teknoloji transferinde bulunan güçlü bir lokomotif olması, içinde bulunduğumuz bölgenin jeopolitik önemi gibi nedenler, ülkemizin İHA gibi yüksek teknoloji sistemlerini geliştiren ve üreten milli savunma sanayine sahip olmasını zorunlu kılıyor.

İnsansız hava araçlarıyla sadece stratejik öneme sahip bir ürün üretilmekten öte, ülkemizin yapacağı teknolojik sıçramada kilit rol oynayacağı öngörülen birçok yeni teknolojiler için de önemli birikimler sağlanacak. Böylece, Kobi’ler (Küçük ve Orta Ölçekli İşletme) düzeyinde, yüksek katma değerli, ileri teknoloji içeren, araştırma geliştirme, tasarım ve üretim girişimlerine model olacak bir çalışma gerçekleştirilecektir. Tasarımdan üretime uluslararası düzeyde rekabetçi olmayı hedeflediğimiz bu alanda en önemli vasfımız sahip olduğumuz genç ve dinamik beyin sermayesi. Yerli savunma sanayinin güçlenmesinde İHA projesi bir kıvılcım niteliği taşıyor. Artık, geçmişten günümüze yapıla gelen maliyeti çok yüksek savunma sanayi yatırımları yerine, ileri teknoloji içeren tasarım odaklı, maliyeti nispeten düşük yatırımlar tercih ediliyor. Böylece daha ucuz bir yatırımla çok daha fazla katma değerli neticelerin alınabileceği görülüyor.

İNSANSIZ HAVA ARAÇLARI NİÇİN MİLLİ VE ÖZGÜN OLMALI?

Akıllı silah sistemi kapsamında yer aldıkları için İHA sistemlerinin yabancı ülkelerden alımı füze rejimi kurallarına tabidir. Ayrıca tamamen elektronik ve yazılım sistemleriyle kontrol edilen sistemler oldukları için yurtdışından tedarik edilmeleri stratejik açıdan ve de ülkemiz açısından savunma teknolojisi alanında bağımsızlık adına ciddi olumsuzluklar doğuracaktır. İHA sistemi içerisinde yer alan hava aracı tamamen bilgisayar kontrolüyle uçuş yapıyor. Uçuş kontrol bilgisayarı içerisinde yer alan yazılımın kaynak kodları makina dili olarak sayısal işlemcilerin içerisine gömülür. Yurtdışından hazır bir şekilde tedarik edilen İHA sistemi bilgisayarları içindeki yazılımların kodlarına erişimin mümkün olmamasından dolayı bu yazılımın insansız hava aracını işlevsiz hale getirecek, hatta aleyhimize kullandırabilecek şekilde zararlı olma riski çok yüksektir.

Milyonlarca kaynak kod satırları içerisinde sadece iki satır olarak konulması muhtemel zararlı kod, hava aracını işlevsiz hale getirebilir. Örneğin bir kodla hava aracı sadece Türkiye sınırlarında uçuş yapabilir, muhtemel bir sınır dışı operasyonda yazılım kaynak koduna erişim engellendiğinden sebebini tespit edemeyeceğimiz bir şekilde uçuş yapamaz hale gelebilir. Silahlı Kuvvetlerimizin havadan keşif ve istihbarat alanındaki yoğun ihtiyaçları, konunun stratejik önemi bu tip sistemlerin yüzde 100 yerli ve özgün bir mühendislik çalışmasıyla geliştirilmesini zorunlu kılar. Ülkemizde özellikle 2004 yılından sonra milli ve özgün İHA sistemleri geliştirilmesi konusunda önemli kararlar alındı. Kritik bileşenler arasında yer alan yazılım sistemleri ve elektronik sistemlerin tamamen yurtiçi beyin gücüyle geliştirilmesi şart koşuldu. Biz de Ar-Ge ekibimizle bu alanın ülkemiz için kıvılcım niteliğinde olduğuna, başlangıçta ufak bir ekip olsak bile bu kıvılcımın tutuşacağına inandık. Havacılık arenasında yeniden ülkemizi en ileri seviyeye ulaştırmanın en doğru yolunun insansız teknolojiler olduğunu değerlendiriyoruz.

BAYKAR’I NE ZAMAN KURDUNUZ? İNSANSIZ HAVA ARACI SİSTEMLERİ ÜZERİNDE ÇALIŞMAYA NE ZAMAN BAŞLADINIZ?

Firmamız, 1984 yılında otomotiv sanayine yerlileştirmeye tabi hassas motor, pompa ve dişli kutusu parçalarının imalatı konusunda hizmet etme amacıyla kuruldu. 2000’li yıllara kadar Tofaş, Uzel Traktör, Mercedes Benz vb. otomotiv sanayiinin öncü firmalarına yan sanayi olarak faaliyetlerine devam etti. Havacılığa ve teknolojiye meraklı aile yapımız, robotik ve kontrol sistemlerinin havacılık dünyasında yaşattığı paradigma değişiminin sunduğu potansiyelle birlikte firmamız 2000’li yıllardan itibaren insansız hava aracı sistemleri ve alt sistemlerinin milli olarak tasarlanıp üretilmesi amacıyla yoğun bir Ar-Ge çalışması sürecine girdi. Özellikle ithali füze rejimi kurallarına tabi olan aviyonik, güdüm ve kontrol sistemleri alanına yoğunlaşarak öz sermayeyle finanse edilen Ar-Ge faaliyetleri sonucu farklı tipte İHA sistemlerini elektronik, yazılım ve tasarımıyla milli ve özgün bir şekilde geliştirerek ülkemizin hizmetine sunmaya çalışıyoruz.

ARAÇLARIN TASARIMI SİZE Mİ AİT?

Firmamız bünyesinde halen farklı mühendislik disiplinlerinden 65’i mühendis, 35’i teknisyen ekibimizle platform seviyesinden alt ana elektronik, elektromekanik ve yazılım bileşenlerine kadar tüm milli ve özgün olacak şekilde geliştiriyoruz. Yurtdışından herhangi bir mühendislik desteği almaksızın özellikle katma değeri çok yüksek olan hava aracı tasarımı, uçuş kontrol sistemleri, seyrüsefer sistemleri, komuta kontrol sistemleri vb. bileşenler en güncel askeri ve sivil standartlara uygun olarak geliştiriliyor.

Örneğin en son geliştirdiğimiz ve Türkiye havacılık rekorlarına sahip olan Bayraktar Taktik İHA Sistemi projesinde hava aracı gövdesinden uçuş bilgisayarına, servo aktüatör birimlerinden yerdeki komuta kontrol sistemlerine kadar ana ve kritik alt ana bileşenlerin tamamı milli ve özgün olarak geliştirildi. Yurtdışından bileşen bazında tedarik edilen bileşenler ise rafta hazır olan malzemeler statüsünde. Bu proje kapsamında birçok sistem ülkemizde ilk kez geliştirilmiş oldu. Bu sayede savunma sanayi sektöründe böylesine ileri teknoloji alanda yüzde 93 gibi yerlilik oranı yakalanmış oldu, ki sektör ortalaması yüzde 50 seviyelerinde. Bu durum aslında tasarım kabiliyetinin katma değerini ifade ediyor.

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ’YLE NASIL ÇALIŞMALARINIZ VAR?

Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine girmiş üç adet milli ve özgün hava aracı sistemi var ve tamamı Baykar ürünleri. Bir tanesi Bayraktar Sabit Kanat Mini İnsansız Hava Aracı Sistemi. Yakın menzil keşif maksatlı elden atılan, gece gündüz uçuş yapabilen bir sistem. 2007 yılından bu yana Kara Kuvvetleri, Jandarma, Özel Kuvvetler, Emniyet Teşkilatı tarafından kullanılıyor. TSK envanterinde milli ve özgün olarak giren ilk insansız hava aracı sistemi. 100 bin üzerinde uçuş sortisi var. Silahlı Kuvvetler bünyesinde bini aşkın operatör sertifikalandırılmış durumda. 2007 yılında tam zamanında teslimatla Silahlı Kuvvetler envanterine giren Mini İHA Sistemi, ülkemiz tarihinde envantere giren ilk milli hava aracı sistemi olma unvanına erişti.

Yurtiçi özgün geliştirme modeliyle projelendirilmesi gerçekleştirilen Mini İHA Sistemi, Ar-Ge aşamasından seri üretim aşamasına, eğitim ve entegre lojistik sürecine, ürün yaşamsal çevrim aşamalarını başarılı bir şekilde gerçekleştirdi. Geleceğin askeri havacılık teknolojisi olarak değerlendirilen insansız hava araçları teknolojisinde ülkemiz için önemli bir adım atılarak, özellikle askeri kullanıcı personel ve firma Ar-Ge personelinin yakın koordinasyonuyla geri besleme ve geliştirme süreci hızlı ve etkin bir şekilde yürütüldü. 2012 yılında Katar Silahlı Kuvvetleri tarafından kullanılmaya başlandı, ülkemiz tarihinde ihraç edilen ilk hava aracı sistemi unvanına erişti.

Bir diğeri Malazgirt Döner Kanat Mini İnsansız Hava Aracı Sistemi. 2006 Kasım ayı içerisinde Şırnak’ta konuşlanmış 6. Motorlu Piyade Tugayı, firmamızdan terörle mücadelede kullanılmak üzere otomatik uçuş özelliklerine sahip helikopter platformu geliştirmemizi talep etti. Ar-Ge ekibimiz bizzat kullanıcı ihtiyaçlarını yakından görme ve anlama düşüncesiyle ilgili bölgeye giderek çalışmalara başladı. Burada yapılan çalışmalar sonucunda prototip sistem geliştirilerek denendi. Yapılan denemelerin başarılı olması sonucunda bu sistem acil alım gündemine girdi. Bir buçuk yıl gibi beklenen bir sürenin ardından SSM ile Malazgirt Döner Kanat Mini İHA Sistemi (Dört helikopter) için sözleşme imzalandı. Malazgirt İHA Sistemi, dünyada ilk kez TSK tarafından kullanılan mini robotik helikopter sistemi. Altı ay gibi kısa bir sürede ürün haline gelen sistemler, Mayıs 2009 içerisinde Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na başarılı bir şekilde teslim edildi.

Üçüncüsü de Taktik İnsansız Hava Aracı Sistemi. Firmamız 2007 yılında SSM tarafından Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın Taktik İnsansız Hava Aracı Geliştirme Programı’na davet edildi. Bu programın amacı 35 kg faydalı yük taşıyabilen, 18 bin fit irtifada 10 saat uçuş yapabilen, 150 km haberleşme menzili olan bir İHA sistemi geliştirmek olarak tanımlandı. Öncelikli olarak firmamızdan prototip sistemleri geliştirmesi talep edildi. Firmamız hiçbir Ar-Ge desteği almadan Taktik İHA Geliştirme Programı’na başlayıp, prototip sistemleri geliştirdi. Geliştirilen prototip sistem ilk uçuşunu çok başarılı bir şekilde 8 Haziran 2009 tarihinde Keşan Havalimanı’nda gerçekleştirdi. Prototip sistemle 2009 yılında resmi heyet huzurunda gerçekleştirilen başarılı uçuş testlerinden sonra 2010 yılı başında alım kararı çıktı.

Ancak sözleşme görüşmelerinin uzaması sonucunda 2012 Ocak içinde geliştirme ve seri üretim aşaması başladı. Bayraktar Taktik Blok B olarak adlandırılan sistemle 29 Nisan 2014 tarihinde de ilk uçuş gerçekleştirildi. Bayraktar TB2, ihale aşamasında 10 saat havada kalma ve 18 bin fit irtifada uçuş gerçekleştirme şartlarına karşılık Edirne Keşan Askeri Havaalanı’nda yapılan uçuş testlerinde 24 saat 34 dakika havada kalarak ve yine 27 bin fit irtifaya çıkarak Türkiye havacılık rekorlarına imza attı.

Haber: kokpit.aero Link